Bilimsel Bilim’in Eksik, Yanlış ve Zararlarına Karşılık Yeni Bir Bilim Modeli: İslâmî B/ilim (İslâmî B/ilim’e Giriş)

gece2

Bilimsel Bilim’in Çizdiği Sahte Evren Modeli Ve İslâmî Bilim’in Gösterdiği Gerçek Evren: Kurgu’nun Gerçek’le İmtihanı

İslâmî Bilim nedir? (Metabilgi–Metabilim / Sihrin Yapısı)

Örnekler üzerinden Bilimsel Bilim’in Eksik ve Yanlış ve Zararları Ve İslâmî Bilim’e Geçmenin Zarureti

Bilimsel Bilim ve İslâmî Bilim Arasındaki Farklar

Açıklama:

Varlık ve vücudu görünmeyen, tespit edil(e)meyen “yerçekimi”ne, sadece etkileriyle inanan ve “nesneleri birbirine bağlayan bir kuvvet olmalı, yoksa uzaya uçardık, gezegenler dağılırdı, hem bak matematikî olarak hesaplayabiliyoruz düşüş hızlarını, ivmeleri vs.” diye mantık kuran, Bilimsel Teori hazırlayan Bilimsel Bilim; konu Rabbimiz olunca “gör(e)mediğimi kabul etmem veya alanıma dahil etmem” diye bir ilkesizlik örneği vermektedir…

İnsan 5 duyusuyla algılayamadığı birşeyin varolduğunu, etkileriyle anlar ve bilir ve algılayamadığı için de inanır; “yerçekimi (kütleçekimi)” gibi. Yerçekimi (kütleçekimi) örneğinde olduğu gibi, delil – ispat prosedürü kullanılan heryerde, aslında görmeden inanılan veya görmeden bilinen birşeyden bahsediyoruz demektir; çünkü görülen/algılanan şeyin zaten delil – ispata ihtiyacı yoktur!

Bilimsel Bilim’in “kütleçekimi, yerçekimi” gibi görmeden (aletli-aletsiz varlığı 5 duyu ile hiçbir şekilde gözlemlenemediği halde, sadece etkileriyle varlık ve özellikleri tespit edilen) varolduğuna iman ettikleri nelerdir? Allahu Tealâ’yı da zatıyla göremediğimiz (görünmeyen değil, göremediğimiz) ama fiil-iş-eser-etkileriyle gördüğümüz hâlde, Bilimsel Bilim’in konusu dışında tutulmasının sebebi nedir? “Görmediğime, ölçemediğime inanmam ve konu etmem” diyerek Rabbimiz’i metafiziğe hapsetme ilüzyonu göstermesinin sebepleri nelerdir?

Bilimsel Bilim’in verdiği bilgilerde, teori ve ispatlarında kullandığı deliller (yukarıda vermiş olduğumuz “yerçekimi” örneğinde de görüldüğü gibi) genelde birinci veya ikinci derecedendir. Aslında delil – ispatların kaçıncı dereceden olduğunun pek bir önemi de yoktur, çünkü dediğimiz gibi; “delil – ispat prosedürü” kullanılan heryerde, aslında görmeden inanılan veya görmeden bilinen birşeyden bahsediyoruz demektir; çünkü görülen/algılanan şeyin zaten delil – ispata ihtiyacı yoktur. Bilimsel Bilim’in Eksik, Yanlış ve Zararlarına Karşılık Yeni Bir Bilim Modeli: İslâmî B/ilim (İslâmî B/ilim’e Giriş) yazısına devam et

Bilimsel Bilim’e Suç Duyurusu ve İslâmî B/ilim’e Geçme Talebi: Bilimsel Bilim’in Çizdiği Sahte Evren Modeli ve İslâmî B/ilim’in Gösterdiği Gerçek Evren

gezegen

İSLÂMÎ BİLİM’E GİRİŞ (Metabilgi – Metabilim / Sihrin Yapısı)

Kurgu’nun Gerçek’le İmtihanı. / Sebepler, Sebep değildir. / Anlamanın Anlamı. / “Bilgi” (data – information – knowledge) ile “Bilim” (science) arasındaki Fark.

 

Önemli Not: Bu Yazı; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları  Ve İslâmî Bilim’e Niçin Geçmeliyiz?” konulu Kitap Çalışmasının çerçeve yazısı olarak hazırlanmış olup; referans olarak Bedî’üzzaman Said–i Nursî Hazretleri’nin (R.A.) Medresetüz Zehra Projesi’nin kavram ve anlam haritalarını kullandığı için, hemen hemen tamamı Risale–i Nur Külliyatı’ndan yararlanarak ve esinlenerek hazırlanmış, başka bir kaynağa atıf yapılmamıştır. Bedî’üzzaman Hazretlerinin bu projesi, orjinal ve yeni bir proje olduğundan; bizden kaynaklanabilecek yanlış – eksiklerin tarafımıza bildirilmesi, konunun olgunlaşması açısından önemlidir. Bilimsel Bilim’e Suç Duyurusu ve İslâmî B/ilim’e Geçme Talebi: Bilimsel Bilim’in Çizdiği Sahte Evren Modeli ve İslâmî B/ilim’in Gösterdiği Gerçek Evren yazısına devam et

Sebepler, Sebep değildir

frakt

Gördüm ki gerek günlük dildeki konuşmalarımızda ve gerekse yazılı eserlerde “sebep” kavramı değişik anlamlarda kullanılıyor. Bu, “sebep” kavramının muğlaklığından ziyade, bizim kendi inanç ve görüşlerimize göre bu kavrama yüklediğimiz anlamdan kaynaklanıyor. Yani “sebep” kavramı ya bilerek su-i istimal ediliyor veya bilmeden yanlış kullanılıyor. Demek, konuşma ve yazılarımızda aynı kelimeleri kullanmamız, birbirimizi anladığımız anlamına gelmiyor… O hâlde yakında yayımlanacak olan “Metabilgi (Anlamanın anlamı)” ve “Metabilim (Sebepler, sebep değildir)” kitaplarının amaç ve anlamının anlaşılabilmesi için ilk önce “sebep” kavramındaki sislerin kaldırılması gerekli. İşte aşağıda madde madde geçen sorulara, bu kelime üzerinde biraz olsun düşünmemizi sağlamak için karanlığın değişik noktalarına tutulmuş bir el lâmbası olarak bakılmalı. Yalnız, bazı maddelerin “sebep” kavramıyla doğrudan ilişkisini kuramamamız, böyle bir ilginin olmadığı anlamına gelmeyebileceğini hatırlatmakta fayda var. İşte başlıyoruz : Sebepler, Sebep değildir yazısına devam et

İnanmak veya İnanma(ma)k

yagmur2

Bilim’in bazı hurafe ve dogmatik önvarsayımlarına girmeden önce şu önaçıklamalara ihtiyaç var :

1) “İnanmamak” bir eylemsizliğin adıdır, yani “inanmamak” diye bir olay / olgu yoktur; sadece “inanmak” vardır. O hâlde biz Rabbimizin “var olduğuna inanırız”, başkaları “var olmadığına” inanır. Veya bazıları “gerçeğin bilinemeyeceğine” inanır (agnostik), bazıları “bilinebileceğine”. (Dolayısıyle olmadığına inananlar da, bu inançlarını ispat yükümlülüğü altındadır.) Demek ki (hiçbir şeye inanmadığını iddia edenler dahil) herkes doğru – yanlış birşeylere inanmakta.

2) Kişiler bu inançlarına göre eşya ve hâdiseleri yorumlayıp, anlamlandırır ve zihinlerindeki belli şemalara oturturlar ve insanlarla iletişiminde ifade ve kelime seçimlerini buna göre yapılandırırlar. İnanmak veya İnanma(ma)k yazısına devam et

Yanılsamalarımız veya Sihrin Yapısı

gunbatimi2

Sebepler, sebep değildir; yani hiçbir şey hiçbir şeye sebep olamaz; yani herşeyin sebebi Allahu Teâlâ’dır; yani herşeyin sebebi Allahu Teâlâ’nın inşa ve yaratmasıdır ve yaratma ve inşasına hiçbir şey sebep değildir.

Rabbimiz ne madde ve enerjinin bütününe ve ne de parçaları olan atom, foton, quantlara; meselâ ne “ağaç, Güneş”e ve ne de bunların “yapıtaşları”na, yani yüzeysel bakan insan aklına göre “sebep” olarak isimlendirilip, bazı sıfatlar yüklenen bütün bu şeylere “ilim” (akıl, şuur ve bilgi) ve “irade” (hayat, seçim ve tercih kabiliyeti) vermediği gibi, “kudret” ve “etki – te’sir” de vermemiştir. Yanılsamalarımız veya Sihrin Yapısı yazısına devam et

Bilim’in Metafiziği veya Bilimsel İnançlar

cicek2

Hayvanlar gıdaları olan av(lar)ını nerede arayacaklarını bil(e)memek ve avlayacakları hayvanları bulsalar da nasıl – neyle avlayacaklarını bil(e)memekten dolayı açlıktan ölselerdi;

gene soğuk – sıcaktan korunmayı bil(e)medikleri için zorlu hava şartlarından ölselerdi;

ve nasıl üreyeceklerini bilmemelerinden ve üremeyi başaranlar da doğan yavrularına nasıl – neyle bakacaklarını bilmediklerinden ölselerdi; veya uçurum, ağaçtan düşmek gibi yollarla ölselerdi (yani yerçekimini bilmediklerinden, boşluğa adım atmanın, “düşmek ve ölmek” gibi bir netice verdiğini bilmeselerdi);

aynı şekilde, havaya ihtiyaç ve hava soluduklarını bilmedikleri için, denize atlayınca havasızlıktan boğulacaklarını bilmeselerdi veya yüzme bilmediklerinden boğulsalardı;

yani hayvanların akıl – düşünme, bilgi üretme / biriktirme, yeni çıkarımlar yapma ve bu bilgi – tecrübelerini birbirlerine aktarma gibi yetenekleri olmadığı için, hayvanlar çok az çeşit ve türde olsaydı ve bu türlerin de çok azı hayatta kalabilse ve neslini sürdürebilseydi ve bunlar da gün geçtikçe azalsaydı… Bilim’in Metafiziği veya Bilimsel İnançlar yazısına devam et