Bilgi ve İnanç arasındaki İlişki / Etkileşim: Bilgi ve İnanç arasındaki Ayrım Yapay ve Aldatıcıdır

cicek1

Geçen haftaki Yazımızda: “Bedî’üzzaman Said–i Nursî Hazretleri’nin (R.A.) ‘Medresetüz Zehra’ Projesi kapsamında; ‘Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları Ve İslâmî Bilim’e Niçin Geçmeliyiz?’ konulu Kitap Çalışmamızın çerçeve yazısı niteliğindeki Yazı Dizimize devam etmeden önce; bazı konulardaki bilgi eksikliğinin doğurduğu; kavram kargaşası ve anlam bulanıklığını gidermemiz gerekiyor…

Çünkü çoğu kez; ‘yanlış bilmek’, ‘hiç bilmemek’ten çok daha tehlikelidir. Hiç bilmemek ‘cehaletse’, yanlış bilmek ‘kat kat cehalettir’; çünkü bilmediğini de bilmez ki doğrusunu öğrensin, çünkü cehaletine ilmi yok! İşte ateist – materyalist Bilim’in, en dehşetli zararlarından birisi de budur, yani: Öğrenilmiş Cehalet!” demiş ve buna örnek olarak verdiğimiz: “Delil” ile “ispat”ın aynı şeyler olduğuna inanılması ve bununla bağlantılı olarak, “bilgi’ ve “inanç” arasında fark olduğu; yani “bilmek’ ve ‘inanmak’ın farklı ve ayrı kategoriler olduğu” yanlışının izahını bu haftaya bırakmıştık; oradan devam ediyoruz.

Bir kere “delil” = “ispat” değildir. Gerçek şu ki, ispat; adet / miktarların ilmi “matematik”in soyut evreninde geçerlidir sadece! O da 1 = 1 ise; 1 + 1’in, 2 yaptığı ispat edilebilir. Somut evrende ise, aynı cinsten bile olsa birbirine eşit 2 varlık yoktur; bunların sadece “adet / miktar” gibi soyut özellikleri eşittir. “Ağırlık, hacim, ebat, uzay – zamandaki konumları, yaş, tecrübe vs.” diğer tüm özellik ve sıfatları farklıdır; yani hiçbir şey birbirinin aynı ve eşiti değildir. Herhangi birşeyi, diğer şeylerden ayıran ve fark ettiren, kendisine özel ve biricik en az bir özelliği vardır, kâinatta o boşluğu sadece o doldurabiliyordur ki Rabbimiz’in onu yaratma hikmetlerinden biri de budur zaten. Yani “ispat” kelimesinin kullanıldığı heryerde, bunun biraz mecaz ve gerçek / kesinliğe yaklaşmanın unvan ve işareti olduğunu düşünmek; ayrıca “delil” kelimesinin kullanıldığı yerlerde de “hüccet, kaziye, karine, bürhan” gibi çeşitlerinin de kullanıma sunulması gerek. Kavramlar arası nüansları yakalayacak sıklıkta ağlarımız olmazsa, bir sürü balığı kaçırırız, haberimiz bile olmaz. Bilgi ve İnanç arasındaki İlişki / Etkileşim: Bilgi ve İnanç arasındaki Ayrım Yapay ve Aldatıcıdır yazısına devam et

Bilimsel Bilim’in İman Esasları: Bilimsel Hurafe ve Batıl İnançları

cicek2

Bedî’üzzaman Said–i Nursî Hazretleri’nin (R.A.) “Medresetüz Zehra” Projesi kapsamında; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları Ve İslâmî Bilim’e Niçin Geçmeliyiz?” konulu Kitap Çalışmamızın çerçeve yazısı niteliğindeki Yazı Dizimize devam ediyoruz.

Geçen haftaki yazılarımızda; “Yanlış bilmek’, ‘hiç bilmemek’ten çok daha tehlikelidir. Hiç bilmemek ‘cehaletse’, yanlış bilmek ‘kat kat cehalettir’; çünkü bilmediğini de bilmez ki doğrusunu öğrensin, çünkü cehaletine ilmi yok! İşte ateist – materyalist Bilim’in, en dehşetli zararlarından birisi de budur, yani: Öğrenilmiş Cehalet!” demiş.

Başka bir yerde; “Sormadığımız soruların cevabını, kâinatta göremeyiz; görsekte farkedemeyiz. İşte bu sebepten, soruları bilmek, cevaplardan daha önceliklidir. Çünkü doğru soruyu bilmezsek, doğru cevabı da bulamayız; görsekte tanıyamayız. Elhasıl: Bilim, yanlış sorduğu soruların cevabını doğru bile verse; gerçeğin bütününü göstermediği, bilâkis sakladığı için bu cevap yanlıştır; zaten yanlış sorunun doğru cevabı olmaz! Yani ‘Cevap nedir?’den önce, ‘Soru, doğru soru nedir?’i öğrenmeli. Çünkü kâinata neyi sorarsak, ancak onun cevabını farkeder ve alırız; aldığımız cevaplar, sorduğumuz sorulardan bağımsız değildir” demiş. Bilimsel Bilim’in İman Esasları: Bilimsel Hurafe ve Batıl İnançları yazısına devam et

Müşrik, müşrik olduğunu ve kâfir de, kâfir olduğunu bilir mi?

frakt

Geçen haftaki Yazımızda “Aslında gördüklerimizi net ve berrak ifade edebilsek, yani gerçeği daha ince ve hassas terazi ve ölçülerle, tam yerinde kelimelerle ifade edebilsek; ‘Yanlış Bilgi (knowledge)’ ve ‘Bilim (science)’ Virüslerini ve mesajlardaki parazitleri azaltmış oluruz. Yani günlük konuştuğumuz dil ve Bilimsel İfadelerde kullanılan akademik – metodik dil’de de problemler var. Haftaya bu konuyla bağlantılı olarak; mevcut Bilim’in gözlem – deney – ölçüm ve kanun – teorilerini isimlendirme, izah ve tasvir ederken içine düştüğü mantıksal ve dilsel hata, yanlış ve safsataları ve buradan bize kabul ettirmeye çalıştığı masal – hurafelerini anlatmaya devam edeceğiz inşâallah” demiştik.

Kaldığımız yeri, geçen haftaki Yazımıza gelen bir eleştiriye de cevap verecek şekilde genişleteceğiz. Gelen itiraz kısaca şuydu: “Bilimsel incelemelerde, madde ve süreçlerinde gözlenen özellik ve sıfatlar, onlara ilâhlık vermekle hiçbir alâkası yok; zaten bilimadamlarının bu araştırmalarında, ‘madde – enerjiyi ilâhlaştıralım’ gibi bir amaçları da yok! Yani bilimadamlarının ‘madde – enerji ilâhtır, madde bazı özellikleriyle Tanrıya ait olabilecek bazı Tanrısal davranışlar taşımakta ve göstermektedir’ gibi bir iddia, tez veya teorileri yok! Bilimadamlarının söylemediği birşeyi, siz nasıl söylediğini iddia ediyorsunuz!?” Müşrik, müşrik olduğunu ve kâfir de, kâfir olduğunu bilir mi? yazısına devam et

Bilimsel Bilim’in Eksik, Yanlış ve Zararları veya Niye İslâmî B/ilim’i Tercih Edelim?

agac1

Bedî’üzzaman Said–i Nursî Hazretleri’nin (R.A.) “Medresetüz Zehra” Projesi kapsamında; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları Ve İslâmî Bilim’e Niçin Geçmeliyiz?” konulu çalışmamızın çerçeve yazısı niteliğindeki Yazı Dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz; fakat önceki haftalardan kopukluk olmaması ve hafızamızı tazelemek amacıyla aşağıdakileri tekrarlamakta fayda var:

Gördüklerimizi net ve berrak ifade edebilsek, yani gerçeği daha ince ve hassas terazi ve ölçülerle, yani tam yerinde kelimelerle anlatabilsek; “Yanlış Bilgi (data – information – knowledge)” ve “Bilim (science)” Virüslerini ve mesajlardaki parazitleri azaltmış oluruz. Yani günlük konuştuğumuz dil ve Bilimsel İfadelerde kullanılan akademik – metodik dil’de de problemler var. Bu problemlerle ilgili; mevcut Bilim’in gözlem – deney ve kanun – teorilerini isimlendirme, izah ve tasvir ederken içine düştüğü mantıksal ve dilsel hata, yanlış ve safsataları ve buradan bize kabul ettirmeye çalıştığı masal – hurafelerini anlatmaya devam edeceğiz…

Örneğin: “Ağaçtan meyve çıkması, ağaçla meyvasının birlikte artarda inşa ve yaratılması, ağaç tezgâhında meyve – çiçek – yaprak dokunması” gözlemi; Bilim’in Bilimsel Filtrelerinden geçerek, “ağaç, meyvenin sebebidir / sebeplerinden biridir” şeklinde (sanki Rabbimiz’in bu iş – icraatta etkisi yokmuş; sanki bu icraaatı zaten Rabbimiz yapmıyor, olay otomatik – mekanik kendi kendine robot gibi işliyor – oluyormuş gibi; böyle bir algıyı bilinçaltına empoze edecek şekilde; sanki olay sadece ağaç ile elma arasında cereyan ediyormuş gibi!) eksik ve yanlış yorumlanır. Bilimsel Bilim’in Eksik, Yanlış ve Zararları veya Niye İslâmî B/ilim’i Tercih Edelim? yazısına devam et

Bilim’in Bilimselliğinin Eksik – Yanlış ve Zararları

kedi

Bedî’üzzaman Said–i Nursî Hazretleri’nin (R.A.) “Medresetüz Zehra” Projesi kapsamında; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları Ve İslâmî Bilim’e Niçin Geçmeliyiz?” konulu Kitap Çalışmamızın çerçeve yazısı niteliğindeki Yazı Dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Geçen hafta; “Bilimsel Bilim’in gör(e)mediği; kâinatta mikrodan makroya geçerli, Rabbimiz’in Kanun – Fiil – İcraat – Eser ve Hakikâtleri’ne örnekleri detaylandıralım inşâallah” diye bitirmiştik. Bunu önümüzdeki haftaya bırakıp, aşağıdaki sorunun cevabını araştırmamız daha öncelikli.

Soru şu: “Bilimsel Bilim’in felsefesini, varlık ve bilgi anlayışını (ontoloji ve epistomolojisini) ve buradan kaynaklanan metafizik inanç ve hurafelerini kabul etmiyorsun ama ‘Bilimselliği’ne, yani eşyayı incelerken kullandığı Bilimsel Yöntem ve Kriterlerine niye karşısın? Bilim’in ateist – materyalist felsefesini ve diğer yanlış ve eksiklerini alma tamam ama Bilimsel Yöntemini al!” Bilim’in Bilimselliğinin Eksik – Yanlış ve Zararları yazısına devam et

Bilim hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

yagmur1

Gerek kitap çalışmalarında ve gerekse bu web sitesinde yazılanlar; ne dinî, ne felsefî ve ne de bilimsel bilgi kategorisine girmez. Çünkü “gerçek”, gerçektir ve tektir; bilimseli, dinîsi, felsefîsi ve kişiye göre izafîsi ol(a)maz!

Bu çalışmalarda yöntemim : Kâinatta sebebi olmayan veya bilin(e)meyen veya bilimin henüz sebebini bul(a)madığı veya açıkla(ya)madığı olay – olguları Allahu Teâlâ’ya verme, böylece o açıklanamaz olayın Rabbimizin varlığına delil ve ispat olarak sunulması, böylece o olayın Rabbimiz sebebiyle gerçekleşmiş, yani O’nun fiil – eseri olarak gösterme şeklinde değil ve sebepleri bilinenleri de sebeplerin işi olduğunu gösterme şeklinde değil. Bilim hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar yazısına devam et