Bu yazı, Felsefe ve Kelâm tarihini meşgul etmiş ve halâ da etmeye devam eden “özgür irade” problemine, bir çözüm önerisi olarak hazırlanmıştır. Geçmiş mirasa baktığımızda; insan iradesinin özgür olup – olmadığı ve mümkünse, bunun nasıllığı; mümkün değilse, nedeni hakkında, epey soru ve cevaplar üretilmiş.
Üretilen soru ve cevapların geneli de; “mutlak ve sonsuz – sınırsız Tanrısal irade” ve “determinist – indeterminist evren” bağlamında, “sonlu ve sınırlı insan iradesi”nin, nasıl mümkün olabileceği bağlamında oluşmuş.
Halbuki “Sonsuz İlâhî İrade ve Determinist – İndeterminist Evren ve Sonlu İnsan İradesi” bağlamında; “Özgür İrade”nin, imkân ve vukuunu tartışmak; bence, yanlış soruya, doğru cevap bulmaya çalışmak gibi, beyhude bir uğraştır. Veya: Problemin çözümünü, yanlış yerde aramak gibidir. Kaybedilen birşeyi, yanlış yerde aramak gibidir.
Çünkü: Meselâ; “indeterminizm doğruysa, ‘özgür irade’ye yeraçıldığı”nı söylemek; hattâ, “sadece indeterminizmle, ‘özgür irade’nin imkân ve vukuunun, ancak böyle ‘mümkün’ olabileceğini” söylemek; buna delil olarak da, “çünkü ‘deterministik’ bir evrende, ‘özgür irade’nin olamayacağını” iddiâ etmek, yanlıştır.
Çünkü: “İndeterminizm” doğru ve geçerliyse; “irade/miz”, rastgele ve olasılıklara göre; yani, doğru – yanlış ve absürd olup olmamasına bakmadan; yani hiçbir nedenin “etki ve zorunluluğu” altına girmeden, tamamen “rastgele ve tesadüfî” hareket ediyor ve kararlar alıyor demektir.
Halbuki: İradenin; tercih ve kararlarında, “rastgele ve tesadüfî kuralsızlıklar”la hareket ettiğini iddia etmek; “irade”nin, tanım ve ta’rifiyle de uyuşmaz.
O zaman “özgür irade”yi temellendirebilmek için, bir çözüm önerisi olarak; “Sonsuz Tanrısal irade” ile “Sonlu insan iradesi” arasında, bir çelişki ve zıttıyet olmak zorunda olmadığının temellendirilmesiyle başlayıp; buradan, evrenin “determinist – indeterminist olup olmamasından” bağımsız olarak; “özgür irade”nin, imkân ve vukuunu temellendirebiliriz.
Yani: “Özgür irade” problemine, günümüze kadar getirilmiş çözüm önerilerinden ayrı olarak; aklen mümkün ve muhtemel bir çözüm önerisi de, (Allahu Â’lem bis-savab) şu aşağıda vereceğimiz yanıt olabilir. Ama önce, problemi özetlememiz gerekiyor. Bu da, şu gelecek iki soruya indirgenebilir:
1) Rabbimiz’in, “Mutlak ve Sonsuz ve Sınırsız Özgür İradesi” olduğu hâlde; mantıksal bir “çelişki” ve “şirk”e düşmeden, ontolojik olarak ikinci bir “Özgür İrade”nin olması mümkün mü?, Mümkünse, nasıl? Yani: İrademizin özgür olduğunu kabul etmekle; Rabbimiz’in Sonsuz İradesi’ne set çekmiş ve böylelikle “şirk”e girmiş olmaz mıyız?
2) Ayrıca: Eğer evrenin her yerinde, istisnasız “Mutlak Determinizm ve Kozalite” geçerli ve hâkimse; insan iradesinin özgürlüğü, nasıl mümkün olacak? Yani: Nedenlerin hâkim olduğu ve bu nedenleri bizim seçmeyip, sadece maruz kaldığımız bir evrende; irademizi etkileyen / etkileyebilecek nedenlerin, bu etki ve zorlama ve yönlendirmesinden, irademizin bağımsızlığı, nasıl te’min edilecek?