|
TÜBA'dan "Evrim" Teorisi İle İlgili Duyuru -
17.09.1998
“Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir
donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım
ilim ve akıldır.”
Mustafa Kemal Atatürk
“Bilim, insanın içinde yaşadığı evreni ve doğayı gözlem,
deney ve sınamalar yoluyla anlamak, açıklamak için
geliştirdiği en başarılı çabadır. Yüzyıllar boyunca bilim
adamları baskı ve engellemelere boyun eğmeyerek dogma, önyargı
ve geleneklere karşı insan aklının üstünlüğünü ve doğruya
ulaşabilme yeteneklerini savunmuşlardır. Günümüzde bilim,
insan uygarlığının doğayı denetleyebilme, toplumları yüceltme
ve mutluluğa kavuşturabilme amaçları doğrultusundaki en büyük
ve güvenilir yol göstericisidir.
Bilim, doğası gereği, özgür düşünce ve bunun ürettiği
sınanabilir hipotezlerle çalışır. Bilimsel gerçekler ancak
uzun yıllar boyunca birbirinden bağımsız yöntemlerle defalarca
sınanıp serbestçe tartışıldıktan sonra uluslararası bilim
camiasında onay görebilir. Bilimin bu acımasız sınavından
başarıyla geçmiş, birçok olguyu birden açıklayabilen ve yeni
hipotezlerin sınanmasına olanak verebilen görüşler ise
bilimsel teori (kuram) adını taşımaya hak kazanırlar.
Dışımızdaki bir evrenin varlığını ve bunun anlaşılabilir
olduğunu öngören bir düşünce sistemi olan bilimi dogmatik
inanç sistemlerinden ayıran başlıca özellik, her zaman özgürce
tartışılabilmesi ve en başarılı sanılan kuramların bile daha
gelişmişi ortaya çıktığı zaman değiştirilebilmesidir.
Son yıllarda ülkemizde çağdaş bilime ve bilim eğitimine
karşı örgütlü bir kampanyanın başlatıldığı görülmektedir.
Özellikle evrenin ve canlıların ortaya çıkışı ve gelişimiyle
ilgili bilimsel teorilere saldırı ile kendini gösteren bu
çalışmalar, ülke içi ve dışındaki bazı din gruplarının
işbirliği ile yürütülmektedir. Aslında bu grupların öne
sürmeye çalıştıkları kavramlar değişik Hıristiyan
kuruluşarının uzun yıllardan beri yaymaya çalıştıkları ancak
bilimde ilerlemiş ülkelerde tümüyle reddedilmiş görüşlerden
ibarettir. Evren ve canlıların çok kısa bir süre içinde
olağanüstü güçlerin eseri olarak yaratıldığı inancını değişmez
ve tartışılmaz gerçek olarak gören bu gruplar, özellikle tüm
canlıların uzun zaman dilimleri içinde ortak atalardan
türediğini ve sürekli bir değişim içinde olduğunu belirleyen
evrim teorisine karşı savaş açmışlardır. Evrim teorisi bugün
yaşamla ilgili birçok soruna açıklık getiren en temel
kavramdır ve bilim dünyasında çok yaygın bir kabul görmekte,
saygın bilim adamları ve kuruluşlarınca kuvvetle
desteklenmektedir. Üstelik başlangıçta biyolojik bilimler
alanında ortaya atılan evrim teorisi bugün bilgibilim
(epistemoloji), toplumbilim, ekonomi gibi birçok dalda son
derece ilginç uygulama alanları bulmuş, temelinde edinilmiş
bilginin bir nesilden diğerine aktarılması sözkonusu olan tüm
gelişme süreçlerinin incelenmesi ve açıklanmasında
kullanılmaktadır. Dogmalara dayanarak evrim teorisinin
geçerliliğini yitirdiği ve bilimsel yönden yanlışlığının
gösterildiğini ileri süren propaganda tümüyle gerçek dışıdır.
Insanoğlunun yüzyıllar boyunca biriken bilim geleneğine
yapılan bu saldırıların asıl amacı düşünmeyen, sorgulamayan,
sınamayan; kendisine verilen dogmatik ve geçersiz bilgileri
olduğu gibi kabullenen bireyler yetiştirmektir. Ülkemizde laik
sisteme, özgür eğitime, bilim ve teknolojide gelişmeye karşı
açık veya gizli savaşan çevrelerin, bağımsız düşünen uygar
insanlar istemedikleri anlaşılmaktadır. Bu kesimler öncelikle
eğitim programlarında bilim dışı inançların da bilimsel
görüşlerle birlikte yer alması yönünde çaba göstermekte, uzun
vadede ise evrim kuramının tümüyle ders kitaplarından
çıkarılması amacını gütmektedir. Bu ilkel girişimler bilim
geleneği yüksek ülkelerde yıllar önce reddedilmiş ve gündemden
silinmiştir.
Türkiye Bilimler Akademisi, insan ve toplumların içinde
yaşadıkları evreni anlama, doğayı tanımlama ve kurallarını
belirleme, sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerden ilerleme
amaçlarına yönelik doğru yol ve yaklaşımın bilim olduğuna
inanmaktadır. Ülkemiz insanının bilimin teknolojiye yansıyan
ürünlerini tüketmek kadar, bilimin yöntemlerini ve düşünce
sistemini de öğrenmek ve ilerlemesine katkıda bulunmak hak ve
sorumluluğu vardır. Bu nedenle eğitim sistemimizde yer alan
bilim dışı ögelerin ayıklanması, çağdaş bilimsel düşünce
yöntemlerinin ve ürünlerinin eğitim programlarımıza
yerleştirilmesi ve yirmibirinci yüzyıla girerken “fikri hür,
irfanı hür, vicdanı hür” Cumhuriyet kuşaklarının
yetiştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması konularında
kamuoyunu uyarmayı ve bilgilendirmeyi bir görev saymaktayız.”
|