Aylık arşivler: Ocak 2019

Tevhid; hem Aklî bir İlke ve hem de Gözlemsel bir Bilgidir (2/3)

Fizikî Varlık ve Hareketlerimiz, Ânlık Var – Yok edilişlerle Gerçekleşiyor

Tevhid; hem Aklî bir İlke ve hem de Gözlemsel bir Bilgidir (2/3)Tevhid; hem Aklî bir İlke ve hem de Gözlemsel bir Bilgidir (2/3)

Önceki Yazımızı şöyle bitirmiştik:

Mahlûkun; Rabbinden, geçici veya kalıcı bağımsız kalabileceği, “kendinden kaynaklı” veya “kendi fıtrat ve mahiyetine ödünç verilmiş”, herhangi bir “kuvvet ve sıfatı, tabiât ve özelliği” yoktur ve olamaz. Mahlûkun “kuvvet ve sıfatlarını” geçtik; o mahlûkun “fizikî varlık / vücud / mevcudiyetinin” bile, Rabbi’nden bir ân bağlantısı kesilmez; aksi hâlde o mahlûk “adem”e düşer, yok olur! Bu, elektriğin kesilmesiyle, lâmbanın sönmesine benzer.

Çünkü: Varlığın, “vücud ve hareket ve eylemleri;” varlığın, içinde bulunup, yer kapladığı “zaman–mekânıyla” birlikte “ânlık var–yok”larla, mevcudiyet ve süreklilik ve devamlılık kazanır. Rabbimizin bu “her ân/mekân” gerçekleşen “ol – öl” emirleriyle; varlığın “var–yok”larında; “yaratma” için ayrı bir irade, “yoketme” için de ayrı bir irade gerekmektedir. [Not: Varlığın “var olması” için irade gerektiği gibi; varlığın “yok(luk) / yok olması” için de, ayrı bir “irade” taallûk eder; “iradesizlik” değil. Yani: Rabbimiz “dilerse yaratır, dilemezse yaratmaz” değil; doğrusu: “Dilerse yaratır, dilerse yaratmaz.”]

Buradan devam ediyoruz:

Diğer evren ve âlemler hakkında (Vahiy ve Hadis’in ve sahih ilham, rü’ya ve keşiflerin bildirdiği dışında) fazla bir bilgimiz yok ama bulunduğumuz boyuttaki, maddî mahlûkatın, “fizikî vücud ve hareketleri”, ân’lık var – yoklar”la gerçekleştiğini, hepimiz görüyor ve tecrübe ediyoruz, fakat farkında değiliz.

Farkında ol(a)mamazın sebebi: İçinde bizle birlikte, tüm varlık yok edildiğinden, bu “yok ediliş ve yokluğa” şahit olamıyoruz. Halbuki fizikî, somut varlığımızın, “ân’lık var – yoklar”la gerçekleştiğini farketmek, zor değil.

Şöyle ki: Bulunduğumuz “şimdiki ân/zaman”dan; “1 saniye”, hattâ “1 ân” önceki ve sonraki zamana gidemediğimiz; yani “ân”lık bile olsa, “geçmiş” ve “gelecek zamana” gidemediğimiz ma’lûm. Demek ki; bizim “fizikî vücud / somut mevcudiyetimiz”, sadece, o daracık “şimdiki ân/mekân”da; yani “ân’lık!”

Fizikî Varlık ve Hareketlerimiz, Ânlık Var – Yok edilişlerle Gerçekleşiyor yazısına devam et

Share