Aylık arşivler: Eylül 2015

Kâinat; Fizik – Kimyayla değil, Kayyum olan Allahû Teâlâ sebebiyle işliyor

balik1Bedî’üzzaman Said Nursî Hazretleri’nin (R.Â.) “Medresetüz Zehra” Projesinin Ders Müfredatı kapsamında; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları ve İslâmî (B)İlim’e niçin Geçmeliyiz? / Metabilgi – Metabilim (Sihrin Yapısı)” isimli kitap çalışmamızın ön hazırlığı niteliğindeki Yazı Dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Başlamadan önce, geçen haftadan hatırlanması gereken bazı yerlerin kısa özetini yaparak, giriş yapacağız. Hatırlanması gereken ifadeler şöyle:

Bilim’in “ateist ve materyalist, determinist ve natüralist” hurafeleriyle zehirlenip, hastalandığımız için; “kâinattaki her varlık ve işleyiş, faâliyet ve sonucu; hem de herhangi bir fail ve özneye ihtiyaç ve zaruret duymadan; neden ve nasıl’ı, niçin ve niye’si izah ve tasvir edilip, açıklanabiliyor(muş!)” hezeyan ve sanrıları görüyoruz! Yani resim – ressam, yazı – yazar, fiil – fail, eser – müessir, isim – müsemma zaruret ve ihtiyacının; kâinat düzleminde gerekli ve geçerli olmadığına inanıyoruz!

Dünyada geçerli ve yaygın bu tek tip Bilim sayesinde; günümüzde din ve ideolojiden, ülke ve milliyetten bağımsız olarak herkes, kâinat ve hâdiselere; “türlü sebep ve mekanizma, süreç ve enerjilerle kendi kendine işleyen otomatik bir makina; evrimsel ve determine iç dinamikleriyle kendi kendine (varlık ve devamında, çalışma ve işlemesinde; Rabbimiz’e muhtaç ve mahkûm ve mecbur olmadan) çalışan bir sistem; türlü program ve kanunlarla çalışan bir bilgisayar” metaforuyla; yani Rabbimiz’den kopuk ve ilgisiz bakıyor!

Bilimsellik İnancı’nın kurgulayıp, dinli – dinsiz istisnasız herkesi doğruluğuna inandırdığı bu kâinat tasvirine göre; “hiçbir şeye muhtaç olmayıp, herbirşeyin her ân – mekân O’na muhtaç olduğu (Es-Samed) Rabbimiz” yerine; kâinatın “Samed” olduğuna inanıyor ve zannediyoruz!

Bilim’in kulağımıza üfleyip, bilinçaltımıza işittirdiği; yani bizi hipnotize edip, inandırdığı; bu sihir ve ilüzyona benzeyen (yani kandıran ve uyutan; olmayanı, olur gibi gösteren; nazar ve zihnimizi teshir edip, karıştıran ve yönlendiren); bu “Bilimsel Yöntem ve İfadeleri”ndeki “Gizli Telkin” ve “Program(lama)” ve “Yanlış Bilgi Virüsleri”ni tanıma ve buna göre bir aşı ve tedavi geliştirme zarureti vardır.

Kâinat; Fizik – Kimyayla değil, Kayyum olan Allahû Teâlâ sebebiyle işliyor yazısına devam et

Share

Bilimsellik Düşüncesi’nin İnanç Esasları veya Bilim’in Batıl İnançları

sam2 Bedî’üzzaman Said Nursî Hazretleri’nin (R.Â.) “Medresetüz Zehra” Projesinin Ders Müfredatı kapsamında; “Bilimsel Bilim’in Eksik – Yanlış – Zararları ve İslâmî (B)İlim’e niçin Geçmeliyiz? / Metabilgi – Metabilim (Sihrin Yapısı)” isimli kitap çalışmamızın ön hazırlığı niteliğindeki Yazı Dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Önceki haftalarda: “Kâinattaki varlık ve faâliyetleri inceleyip, anlamlandırırken; yani eşyaya bakışımızı inşa ve gözlemimizi ifade ederken; ya ‘fail Rabbi ve işleteni var(mış) veya yok(muş) gibi bakılabileceği ve bunun (var – yok’un ortasının olmaması gibi) orta ve objektif bir referans ve gözlem – ölçüm noktası; nesnel ve tarafsız ve olgusal bir ifade biçimi; yani kâinatın tarafsız ve objektif veya agnostik olmamıza izin verebileceği nötr ve renksiz alanlar yok” demiştik, buradan devam edelim.

İnanç ve değer’den bağımsız ve tarafsız, yani objektif ve nesnel gözlem ve ifade biçimi olamamasının sonucu olarak: Bilimsel Yöntem ve Bilimsellik Kriterleri, yaptığı gözlem ve ölçümler ve bunların ifadesinde [önbilgi veya öninanç veya önkabül veya önvarsayım olarak “Allah var(mış)”ı doğru kabul etmeyip, bilâkis “Allah yok(muş)”u doğru saydığı için]; “ateist ve materyalist, natüralist ve determinist” inançlara göre bir kâinat kurgu ve tasvirinin izah ve ispatı üzerine döner! Bunun sonucu olarak; Bilim’in en basit bir gözlem – ölçüm ve bunun Bilimsel İfade ve sunumu bile, bu batıl inanç ve hurafelerinin delil – ispatıymış gibi şekillendirilip, sunulur! Yani en doğru ölçüm sonuçları bile, bu amentülerine meşruiyet ve onay sağlamak için kullanılır! (Zaten en tehlikeli ve aldatıcı yalan; içinde doğru taneleri de barındıran yalandır! İçindeki doğrularla insanları çekip, avlarlar; böylelikle kazandıkları bu itibar, itimat, krediyle de; avlarını diğer yalanlarına inanmaya hazır hâle getiririrler!)

Yani Bilim’in, Bilimsellik Kriterleri uyarınca; “bu bu olay ve sonuçları, şu şu sebep – mekanizmalarla olmakta ve oluyor” tarzındaki deterministik (yani yatay sebep – sonuç ilişki ve nedensellik şablonu bağlamında) ifade ve tasvirleri, arka plânda; “bu iş, eser ve sonucunu (var olsa bile!) Allah yapmıyor; bu faâliyete Allah karışmıyor; görüldüğü gibi, evrendeki varlık ve işleyişe O’nun müdahale etmesine ihtiyaç ve zarurette yok; herşey O’ndan bağımsız şu şu sebep ve mekanizma, kural ve enerjilerle işleyebilir ve işler!ateist ve materyalist sinsi mesajını bilinçaltımıza gönderip, derin mesaj olarak zihnimize işler!

Bilimsellik Düşüncesi’nin İnanç Esasları veya Bilim’in Batıl İnançları yazısına devam et

Share